2 Nisan 2009 Perşembe

YORUMSUZ

BALLACK - PODOLSKİ



Almanya Milli Takımı'nın deplasmanda Galler ile oynadığı ve 2-0 kazandığı maçta,, ikinci yarı oynanırken, Almanya Milli Takımı kaptanı Michael Ballack, takım arkadaşı Lukas Podolski'yi bir pozisyon için uyarmak istedi. Ancak Ballack hiç beklemediği bir tepkiyle karşılaştı ve Polonya asıllı Alman yıldız bir anda Ballack'a tokat atarak tüm stadyumu şaşkına çevirdi. Ballack, ilk başta ne olduğunu anlayamazken daha sonra Podolski'nin üzerine yürüdü ancak takım arkadaşları araya girerek olayı büyümeden önledi.

FUTBOL YUZUNDEN SAVAS EL SALVADOR-HONDURAS



Dünya tarihine “futbol savaşı” adıyla geçmiş olan Honduras- El Salvador savaşını duydunuz mu? Bu iki ülke 14-18 Temmuz 1969 tarihleri arasında savaşmıştır. Ve bu kısa süreli savaş halen savaşan ülkelerin adıyla değil, futbol savaşı olarak anılır.

Futbol hiç bir ülkede sadece futbol değildir ama latin amerikanlar için sadece futbol olmamanın da ötesindedir. Yüzyıllarca ispanyollar tarafından sömürülen, tam onlardan kurtulmuşken bu kez de kuzeydeki beyaz adamların boyunduruğu altına girmiş olan ateşli latin amerikan halkı için futbolun ifade ettiği anlam başka hiç bir şeyle ölçülemez. Futboldaki rekabet uğruna akrabalar birbirini lanetler, evlenmek isteyen bir çiftin aileleri rakip takımları tutuyorsa evlilik gerçekleşmez, insanlar öldürülür, hayatlar yıkılır. Ve inanması zor ama bir futbol müsabakasının kıvılcımıyla ülkeler savaşa bile tutuşabilir. Nasıl mı?

Yıllar öncesinden aklımda yer etmiş bu olayı araştırırken ingilizce yayın yapan bir Honduras gazetesinde bu olayın detaylı bir tarihçesini gördüm ve sizlerle paylaşmak istedim.

Savaşın tek sebebi elbette ki bir futbol maçı değildir, 1. Dünya Savaşı’nın sebebinin Ferdinand’ın öldürülmesi olmadığı gibi. Bu iki olay da bir kıvılcımdır. Ama işin gerisinde başka sebepler yatar.

Arellano yönetimindeki Honduras için 1968 yılı zor geçer. Ekonomik sıkıntılar, sendikal krizler, grevler, işçi isyanlarıyla dolu bir yıl olur 1968. Honduras ve El Salvador, orta amerikanın iki komşu ülkesidir. Yüzyıllardır beyazlarca sömürülen bu iki ülke fakir kalmıştır ancak ikili olarak kıyaslandığında Honduras kötünün iyisi konumundadır. Birbirine ticari ve siyasi ilişkiler açısından da çok yakın olan bu iki ülke aralarında iki ülkenin vatandaşlarının göç etme şartlarını düzenleyen bir anlaşma imzalar. Honduras’a kendinden de kötü durumda olan El Salvador’dan bir göç akını başlar. 1969’un başında Honduras’ta siyasal durum biraz istikrar kazanır ancak sorunlar devam etmektedir. Hükümet ve önemli gruplar yaşanan ekonomik sorunlardan El Salvador’dan gelen göçmenleri sorumlu tutmaktadır. Honduras’ta yasal göçmenlerin dışında kaçak olarak yaklaşık 300.000 El Salvador’lu yaşamaktadır. Honduras, El Salvador ile imzalamış olduğu göç anlaşmasını yenilemeyi reddeder. Tarıma dayalı bir ekonomiye sahip olan Honduras’ta aynı yıl El Salvadorlu göçmenlerle ilgili yeni bir sorun ortaya çıkar. 1969 yılında Honduras hükümeti bir yasayla yeni bir toprak reformu yapar. Buna göre toprak sahibi salvadorluların topraklarına el konulur ve bu topraklar honduraslılara verilir. Ekonomik krizlerle isyan noktasına gelmiş Honduras halkı da durumdan göçmenleri sorumlu tutar. Göçmen salvadorlulara saldırıyı düzeyine varan tacizler olur. Bunun sonunda hem topraklarına el konulan hem de can güvenlikleri kalmayan göçmen salvadorlular ülkelerine dönmeye başlar. Zaten kalabalık nüfusunu besleyemeyen El Salvador için bu bir felakettir. Nüfus daha da artacak, işsizlik daha da yükselecektir. Artık olay Salvador için de bir gurur meselesidir. Salvador’da Honduras’a olan nefret ve öfke patlama noktasına gelir.

1970 yılında düzenlenecek Dünya Kupası’na Orta Amerika’dan katılacak takımları belirleyecek olan eleme maçları oynanmaktadır. Ve korkulan olur. Elemeler de alınan sonuçlar sonunda iki ülke son kontenjan için Play-Off maçı oynayacaktır. Bu ülkeler Honduras ve El Salvador’dur.

İlk maç Honduras’ın başkenti Tegucigapla’da oynanır ve Honduras kazanır. Bu maçta çok tatsız olaylar yaşanır ancak daha kötüsü de olacaktır. El Salvador’daki maçta olaylar çığrından çıkar. Maçta Honduras bayrakları yakılır, milli marş seromonisi esnasında çok tatsız olaylar yaşanır; maçı izlemeye gelen yüzlerce Honduras taraftarı yaralanır. Honduras basını da zaten gergin olan ortamı, maç günü salvadorluların yüzlerce honduraslıyı öldürdüğü, tecavüz vakalarının yaşandığı, arabaların yakıldığı gibi yalan ve abartı haberler yayınlayarak daha da gerer. Gerek maçta yaşanan bu olaylar gerekse basının kışkırtmaları üzerine Honduraslılar kendi ülkelerindeki salvadorlulara saldırırlar. Büyükelçi yardımcısı bile saldırıya uğrar. Yüzlerce salvadorlu maçtan sonraki bir hafta içinde öldürülür. 26 Haziran’da Salvador, Honduras ile ilişkilerini kestiğini açıklar. İki taraf ta birer maç kazanmıştır. 27 Haziran 1969’da Meksika’da taraflar bir kez daha karşılaşır ve Salvador Honduras’ı yenerek kupaya katılma hakkı kazanır. Ve maçtan hemen sonra Honduras, Salvador ile olan diplomatik ilişkilerini kestiğini açıklar. Honduras'ta yenilginin öfkesi sokaklara taşar ve hayal kırıklığı içindeki halk hıncını bir kez daha salvadorlulardan alma yoluna gider. Salvadorlulara yapılan saldırılan maçın kaybedilmesini izleyen günlerde gittikçe artar.

Futbol maçıyla birlikte iyice gerilen ortam bir türlü yatışmaz. Ve 14 Temmuz’da El Salvador uçakları Honduras’ı bombalar. Burada savaşın ayrıntılarını vermek elbette gereksiz. Önemli olan savaşın sonuçlarıdır.

İşte bir futbol maçıyla alevlenen olaylar ve buna bağlı olarak çıkan savaşın sonuçları:

Savaş sadece dört gün sürer ancak iki ülkenin barış anlaşması imzalaması tam oniki sene alır.
Savaşta 2000 kişi ölür. 100.000 kişi zorunlu olarak göç eder.
İki ülke 22 sene boyunca Orta Amerika Ortak Pazarı’ndan dışlanır.
Zaten ekonomik olarak zor durumda olan Honduras, savaş giderleri, ortak pazardan dışlanma gibi sebeplerle daha da kötüleşir.
Kendi nüfusunu besleyemeyen Salvador da ise durum çok daha kötüleşir. Zaten kalabalık lan nüfusa honduraslılardan kaçan yüzbinlerce salvadorlu daha eklenir. İşsizlik artar, istitrarsızlıklar çoğalır. Olay bir sosyal patlamaya dönüşür ve ülkede iç savaş çıkar.

Ve en çarpıcı sonuç: bedelleri bu kadar ağır olan bu savaşın askeri açıdan kazananı da yoktur.

STİJNEN


BOSNA - BELÇİKA MAÇINDAN ONCE ÇAMUR DERYASINDA IDMAN YAPAN BELÇIKA MILLI TAKIMI KALECISI STİJNENIN ZOR DAKIKALARI KOLAY DEGIL CAMUR ICINDE

BOLİVYA 6-1 ARJANTİN




Şaka gıbı bır skor ama gercek.3600 metre yukseklıktekı La Pazda Arjantınlı futbolcuların beynıne gıtmeyen oksıjenın etkısı olsa gerek bu skor.Gecen sezon fifanın denız sevıyesınden 2500 metre yuksekte macların oynanmamasını gerektıgını belırtmesınden sonra Bolıvya Devlet baskanı Moralese destek veren Maradonaya Bolıvyalı Mıllı futbolcular 6 gol atarak tesekkur ettı.Maradona mactan sonra yıkılmıs bır vazıyette konusmakta gucluk cekerken soyledıklerının arasında en onemlı cumle şuydu; atılan her gol yuregıme hançer gıbı saplandı dıyerek durumu ozetledı.Boylece Arjantın futbol tarıhınde en farklı maglubıyetını 60 yıl sonra Maradona zamanında almıs oldu.EEE destek verırsen sonucunada katlanırsın.

TÜRKİYE 1-2 İSPANYA



İspanyada oynadıgımız macın aksıne bu sefer ılk 15-20 dakıka ıyı oynayan topa basan yıne ıyı pas alısverısı yapan bır ispanya vardı sahada.İki takımda maca kalabalık orta saha kurgusuyla baslayarak tedbırı elden bırakmadı.Açıkcası 26 dakıkaya kadar net bır pozısyonumuz yoktu.26 dakıkada Ardanın bırazda ofsayt kokan pasında tuncayın can havlıyle cevırdıgı topta Semıh topu bos kaleye gondererek devreyı 1-0 onde kapatmamızı sağladı.

Ikıncı yarıyada ıyı basladık.Nıhatla ust uste kacırdıgımız 2 onemlı pozısyondan elı bos donduk.Toplara ayak ıcı ve ustunu ıyı kullanarak ıyı vuruslar yapan Nihat dun o ıkı net pozısyonda topu Alı Samıyenın dısına kadar gondermeyı basardı.Bu pozıyonların ardından ıkıncı yarıda Ispanya sag ve sol kanadı etkılı kullanmaya basladı.Ozellıkle Davıd Sılva İbrahım Uzulmezın savundugu sol kanatta pozıyonlar bulmaya basladı.Nıtekımkı yedıgımız ılk gol tıpık bır Volkan hatası ve devamında İbrahımın elıne carpan bır top ve Rileyının caldıgı penaltı.Xavi Alanso cok sogukkanlı ve klas bır vurus yaparak topu fılelere gondermeyı basardı.Bu dakıkadan sonra Ispanyanın ustune gıttık ama ıstedıgımız pozısyonları bulamadık.Benı encok sasırtan olay Fatıh Terımın yıne yaptıgı anlamsız oyuncu degısıklıklerı.Once Semıh ardındanda Ardayı oyundan alarak ılerıde top tutan oyuncularını oyun alanının kenarına aldı.Oyunun son bolumlerınde topu ayagımızda tutmamız gerekırken alınacak 1 puanın bıle bızım ıcın cok kıymetlı oldugunu bılmemız gerekırken ıkı sag kanat oyuncumuzun ılerıye cıkması Hakanın Guızaya faul yapması gerekırken Guızanın ıcerıye cevırdıgı guzel pasla sahadakı ıkıncı Lıverpolluda mıllı takımımıza gol atmayı basardı.

Bu pozısyonun golle sonuclanmasıyla bırlıkte aklıma hemen Belcıkada oynanan Belcıka-İspanya macı geldı.O macı ızleyenler ıyı hatırlar İspanya 1-0 gerıye dusmesıne ragmen gerıden gelerek macı cevırmesını bılmıs 2-1 kazanmıstı ve ıkıncı golun asıstını yapan son 5 dakıkada oyuna gıren Guıza olmustu.Sonuc olarak Bosnanın kazanmasıyla bırlıkte son dakıkada elımızden ucup gıden 1 puanın kıymetını anladık.

Sanırım bundan sonrakı maclarda ısımız bır haylı zor.Birde sunu soylemeden gecemeyecegım dun mactan once bahsedılen Alı Samıyen cehennemınden eser yoktu.Macı son derece sakın takıp eden takımını ateslemekten cok uzakta olan bır seyırcı toplulugu vardı.

1 Nisan 2009 Çarşamba

PORTEKIZ QUEROZ 2010 AFRIKA



Bu yazıyı yazmamdakı en buyuk sebeplerden bırı Queroza karsı olan saygım.Dunya capında un yapmıs veya bır baska deyısle tanınmıs antrenorler arasında benım ıcın en onemlı olanlardan bırıdır Queroz.Ancak su gunlerde 2010 afrıka ıcın mıllı takımla sıkıntılı gunler gecırıyor.Oylekı sakın gormeye alıstıgımız Queroz 90 dakıkasını Tvden seyrettıgım macta kenardakı gergın halı kacan pozısyonlara verdıgı tepkı ıle ne kadar sıkıntılı oldugunu gosterdı.İsvec macında sahaya surebılecegı en ıyı 11 i surmesıne karsın 90 dakıka sonucunda sahadan 0-0lık sonucla ayrılarak 1 puanla yetınmek zorunda kaldılar.Portekız mıllı takımında oyunun kılıdını acıcak bır cok oyuncu bulunmasına karsın oynadıkları futbol takımlarında en ust performans sergıleyen bu oyuncular aynı performanslarını mıllı takımlarına yansıtamamkta.C Ronaldo dısıplenden uzak bır sekılde sahada mucadele etmekte mesafe ne olursa olsun yaptıgı tek sey kaleye sut cekmek.Takımda lıderlıgı elınden alınan Deco mıllı forma altında kuskun sekılde oynamakta.Oda gecmıs donemlerde mıllı formayla sergıledıgı performansın cok uzagında.En buyuk sorunlardan bırıde Portekız takımının golcu sıkıntısı cekmesı.Ic sahada oynadıkları bır cok macta gol atma sıkıntısı cektıler.Eylul ayında Portekızı Querozu zor bır donem beklıyor once Danımarka daha sonra Macarıstanla deplasmanda oynayacagı 2 mac Portekızın gruptakı kaderını bır baska deyısle Querozun kaderını belırleyecek.Sımdıden portekızde mıllı takımın Afrıkaya gıdıp gıdemeyecegı tartısılmaya baslandı.Bakalım Queroz ve Portekız 2010 Afrıkaya gıdebılcekmı?